Günün Ayet ve Hadisi

  • Hazreti Fatıma (s.a): "Ey Ebu'l-Hasan! Senin karşılayamayacağın şeyi senden istemekten Allah'a haya ederim."

0
0
0
s2smodern
  • Soru: İçeriği görmek için tıklayın.

  • Ayrıntılı Cevap:

    Günde beş vakit namaz kılmak her Müslümana vaciptir. Bu namazların vakitleri ise Kuran ve sünnet ışığında belirlenmiştir.

    Sabah namazı fecri Sadık’ın girişiyle başlar güneşin doğuşuyla son bulur.

    Öğle ve ikindi namazlarının vakti ise güneşin en dikey ışınlarının vurmasından sonra gerçekleşen zevalle başlar güneşin batışıyla son bulur.

    Akşam ve yatsı namazlarının vakti ise karanlığın gökyüzüne hâkim olmasıyla yani güneş battıktan sonra geride kalan kızıllığın gökyüzünün yarısına kadar çekilmesiyle başlar ve gece yarısıyla son bulur.

    Bu süreler zarfında kılınmayan namazlar kazaya kalmıştır. Kazasını da eda etmek her Müslümana vaciptir.

    Dolayısıyla Ehlibeyt mektebine mensup olan Caferiler namazlarını beş vakitte kılmaktadır. Ama öğlen ve ikindi namazı ve yine akşam ve yatsı namazı için müşterek olan vakitlerde namazlarını cem ettikleri için üç vakitte kıldıkları ifade ediliyor.

    Ehlibeyt mektebi güneşin en dikey ışınlarının vurmasından sonra gerçekleşen zevalle başlayan öğle namazı vaktinden öğle namazını eda edecek bir zaman geçtikten sonra güneşin batmasına ikindi namazını eda edecek kadar zaman kalması arasında ki zamanı öğle ve ikindi namazlarının müşterek zamanları olarak bilmektedir. Buna göre ifade edilen bu özel zamanlar dışında kalan dilimde insan öğle ve ikindi namazını cem ederek kılabilir.  

    Aynı şekilde karanlığın gökyüzüne hâkim olmasıyla yani güneş battıktan sonra geride kalan kızıllığın gökyüzünün yarısına kadar çekilmesiyle akşam namazının vakti girmiş ve üç rekât farz olan akşam namazını eda edecek bir sürenin geçmesiyle akşam ve yatsı namazının müşterek vakti başlar ve geçe yarısına dört rekât yatsı namazını eda edecek kadar kalan zamanla son bulur.

    Elbette her namazın kendi fazilet vakti bulunmaktadır. Kendi fazilet vaktinde kılınması daha evladır.

    Şu noktayı da hatırlatmakta fayda var ki Ehli sünnet kardeşlerimiz de Arafat ve Müzdelife de öğle ve ikindi namazını ve aynı şekilde akşam ve yatsı namazını cem ederek yani sizin tabirinizle üç vakitte kılmayı caiz biliyorlar hatta bütün fakihler buna fetva vermişlerdir. Bu bağlamda birçok Ehli sünnet Fakihi yolculukta, korku durumunda ve yağmur yağarken namazları cem etmenin caiz olduğuna fetva vermiştir.

    Ehlibeyt mektebi Allah resulünün birçok kez hiçbir özür olamadan yani yolculukta da değilken, hastada değilken, korku durumu söz konusu değilken ve yağmur da yağmazken namazı cem ettiğine şahitlik eden hadisler ışığında namazları bu şekilde kılmanın caiz olduğunu ifade etmektedir.

    Şimdi konuyu Ehli Sünnet hadis külliyatı ışığında inceleyelim:

    Sahih-i Müslüm de geçen şu hadise bir dikkat edelim iki namazın cem edilmesi babında şöyle rivayet ediyor: “Allah resulü öğle ve ikindi namazını ve akşam ve yatsı namazını cem ederek kıldılar. Seferde de değillerdi, düşmanın saldırısından da korkmuyorlardı.”(1)

    Sahih-i Müslüm de geçen bir diğer rivayet çok ilgi çekicidir; Abdullah ibn. Şegig ugeyli şöyle rivayet ediyor: “Adamın bir İbn. Abbas’a namaz diye seslendi ve sustu sonra yine namaz diye seslendi ve sustu sonra tekrar namaz diye seslendi, bunun üzerine İbn. Abbas sen mi bize namazı öğreteceksin ey Annesiz! Bizler Allah Resulü zamanında iki namazı cem ederek kılardık. Diye cevap verdi”(2)

    Seid ibn. Cubeyr İbn. Abbas’tan şöyle rivayet ediyor: Allah resulü Medine de iken hiçbir korku söz konusu değilken yağmur yağdığı zamanlar öğle ve ikindi namazını ve de akşam ve yatsı namazını cem ederek kılmaktaydılar. Vekie’nin rivayetinde şöyle geçer: İbn. Abbas’a sordum neden Allah resulü böyle yapıyordu? İbn. Abbas dedi ki: “ümmeti meşakkate düşmesinler diye”(3)

    Bu hadislerden sonra Sahih-i Müslüm’ün yazarı Ebu -el’huseyn Müslüm ib. Haccac nişaburi çok ilginç bir sorgulamada bulunuyor ifadesi şöyle acaba neden üç konuda sahih hadisler olmasına rağmen Ehli Sünnet amel etmemektedir bilmiyorum? Bu konulardan biri namazların cem edilmesi konusudur.

    Sahih-i Buhari'nin yazarı Ebu Abdullah Muhammed ibn. İsmail şu hadisi İb. Abbas’tan rivayet eder: “Allah resulü Medine de sekiz rekât ve yedi rekât   öğle ve ikindi ve de akşam ve yatsı namazlarını birlikte kıldı.”(4)

     Bilindiği üzere öğle ve ikindi namazlarının farzları dört ve dört sekiz rekât eder aynı şekilde akşam ve yatsı namazlarının farzları üç ve dört yedi rekât eder.  Yani Hz. Muhammed (s.a.a) farz namazları cemaatle kılmaktaydı ve cem ederek kılıyordu Medine de bir korku söz konusu değildi.

    Ahmet ibn. Hanbel meşhur hadis kitabında şöyle rivayet ediyor: “Allah resulü seferde değilken ve bir korkuda söz konusu değilken öğle ve ikindi namazını ve de akşam ve yatsı namazını cem ederek kılardı.”(5)

     Ahmet ibn. Hanbel ayrıca Abdullah ibn. Şegig den şöyle rivayet eder: “Bir gün İbn. Abbas halka hutbe veriyordu konuşması o kadar uzun sürdü ki gökte yıldızlar belirginleşti “beni Temim” kabilesinden birisi ona itiraz ederek şöyle dedi şimdi akşam namazının vaktidir. Senin konuşmana devam edersen akşam namazının vakti geçecek. İbn. Abbas ona şöyle cevap verdi: Ben Allah resulü (s.a.a)’in sünnetine sizden daha vakıfım Allah Resulünün öğle ve ikindi ve de akşam ve yatsı namazlarını birlikte kıldığına şahidim. Ravi şöyle diyor bu sözler üzerine şüpheye düştüm ve Ebu Hureyre’ye bu olayı anlatım Ebu hureyre İbn. Abbas’ın sözlerini tasdik etti.(6)

    Abdullah ibn. Ömer’den şöyle rivayet edilir: “Allah Resulü (s.a.a) yolculukta değilken de ümmeti meşakkate düşmesin diye iki namazı (öğle ve ikindi ve de akşam ve yatsı) cem ederdi.(7)

     

    Büyük Ehli Sünnet alimi Zergani “Mevta-i İmam Malik” adli esere yazdığı şerh de şu sahih hadisi rivayet eder: “Allah resulü öğle ve ikindi namazını ve aynı şekilde akşam ve yatsı namazını cem ederek kıldılar bunun sebebi sorulduğunda şöyle buyurdular: ümmetim zorluğa meşakkate düşmesin diye böyle yaptım.”(8)

    Yaklaşık olarak namazların cem edilmesi konusu hakkında Ehli Sünnetin hadis külliyatında 20’nin üzerinde hadise rastlanmaktadır. Bu hadislerin bazılarında Allah Resulü (s.a.a)’in savaştayken, yağmur yağarken, seferde iken, hastalık söz konusu iken veya bu durumların hiçbiri söz konusu değilken namazı cem ettiği rivayet edilmiştir.

    Analitik bakış:

    Naçizane burada sorulması gereken en önemli soru şudur: Allah Resulü namazları cem ederken insanlara henüz vakti girmemiş yani vacip olmamış bir namazımı kıldırıyordu? Örneğin insanlara öğle namazından sonra hemen cem ederek ikindi namazını kıldırdığı zaman henüz bu namaz farz olmamış mıydı?

    Cevap çok açık değil mi aslında böyle bir şey mümkün olamaz. Tabi ki Allah resulü insanlara vakti girmemiş bir namazı kıldırmıyordu.

    Veya Ehli Sünnet fakihleri insanlara Arafat’ta ve Müzdelife ’de Müslümanlara vakti girmemiş ve vacip olmamış bir namazımı kıldırıyorlar?  

    Bu hadisler ışında sefer, savaşta, yağmur yağarken Ehli sünnet fakihleri namazın cem edile bilineceğine fetva vermektedirler acaba bu fakihler insanlara vakti girmemiş ve henüz vacip olmamış bir namazı kılmaları için mi fetva veriyorlar?

    Kuran’ın Hidayeti:

    Bu konuda ise en ilginç olan nokta ise namaz vakitleri ile ilgili Kuran’a başvurduğumuz zaman karşımıza çıkıyor İsra suresinin 78’inci ayetinde Allah Teala şöyle buyuruyor:

    “Güneşin kaymasından (zevalden) gecenin karanlığına kadar namazı hakkıyla kıl ve sabah Kur’an’ını (namazını) da (hakkıyla yerine getir). Gerçekten sabah Kur’an’ı (sabah namazı) izleniyordur.”

    Kuranı kerim net bir şekilde bir zaman beraberliğinden bahsediyor öğle ve ikindi namazı ve de akşam ve yatsı namazı için. Bu iki namaz için ayrı zaman dilimlerine işaret edilmiyor aksine ortak bir zaman dilimi yansıtılıyor. Güneşin kayması yani zeval öğle ve ikindi namazlarının vaktinin girdiğine ve geçenin karanlığı ise akşam ve yatsı namazlarının vaktinin son bulduğuna delalet ediyor.

    Ehlibeyt kaynaklı hadisler:

     Ehlibeyt kaynaklı hadisler de ise bu konu net ve aşikâr bir konudur. Namazları cem etmek caizdir. Tabi ki kendi fazilet vakitlerinde kılmak evladır. Elbette cemaatle cem etmek ile tek başına fazilet vaktinde kılmak arasında bir tercih yapılmamıştır.

    İshak ibn. Ömer İmam Sadık (a.s)’dan şöyle nakleder: “Allah Resulü hiçbir özür söz konusu olmadığı halde öğle ve ikindi namazlarını cem ederek kıldı. Ömer Allah Resulüne yeni bir hüküm mü çıktı namaz için diye sordu. Allah Resulü: namaz hakkında yeni bir hüküm gelmemiştir. Ama böyle amel ederek ümmetime kolaylık sağlamak istedim.(9)

    Abdulmelik Kummi diyor ki İmam Sadık (a.s)’a sordum bir özrümüz yokken iki namazı cem ederek kılabilir miyiz? İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: “Allah Resulü ümmeti rahat etsin ve onlara kolaylık olsun diye böyle amel etti.”(10)

    Fütuhattaki farklılığın gerçek sebebi:

    Bu hadislere rağmen neden bu noktaya gelindiğini soruyorsanız cevap çok açık: Allah Teâlâ Kuranı Kerimde şöyle buyuruyor: “Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun.”(11) Bu ümmetin zikir ehli Peygamberin Ehlibeytidir. Zira zikir Kuran’dır ve onunla birlikte bizlere emanet edilmiş ehil insanlar Peygamberin Ehlibeytinden başkası değildir. Zahiren aşağıda kaynaklarıyla zikir edeceğimiz hadis bu ve benzeri sorunların yegâne cevabıdır.

    Allah Resulü şöyle buyuruyor: “Ben sizin aranızda iki değerli emanet bırakıyorum; onlara sarıldığınız sürece benden sonra asla sapıklığa düşmezsiniz. Onlar Allah’ın Kitabı ve benim itretim Ehlibeyt ’imdir. Bu ikisi, Kevser Havuzu üzerinde bana tekrar dönünceye kadar asla birbirlerinden ayrılmazlar. Bakın, görün benden sonra onlara nasıl davranacaksınız?”(12)

     

     

    (1)Sahih-i Müslüm 2.c, 15.s

    (2)sahih-i Müslüm, 1.c 492.s, 705.h   

    (3)sahih-i Müslüm, 1.c 489.s, 705.h   

    (4)Sahih-i Buhari,1.c 201.s 518.h

    (5) Müsnedi Ahmet ibn. Hanbel, 1.c, s.221

    (6)Müsnedi Ahmet ibn. Hanbel, 1.c, s.251

    (7)Kenz’ul-Ummal, 242.s

    (8)Şerh Mevta-i İmam Malik 1.c, 294.s, iki namazın cem edilmesi babı

    (9)Vesail’Uş-şia, 3.c, 160.s, 32.bab, 1.h

    (10)Vesail’Uş-şia, 3.c, 160.s, 32.bab, 3.h

    (11)nahl, 43

    (12)Sahih-i Müslim, Kitab-u Fezail-i Ali ibn-i Ebi Talib, c.7, s.122. Sahih-i Tirmizi, c.5, s.328. Müsned-i imam Ahmed ibn-i Hanbel, c.3, s.17. Müstedrek-i Hakim, c.3, s.109.

     

0
0
0
s2smodern

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile