Günün Ayet ve Hadisi

  • Hazreti Fatıma (s.a): "Ey Ebu'l-Hasan! Senin karşılayamayacağın şeyi senden istemekten Allah'a haya ederim."

0
0
0
s2smodern
  • Soru: İçeriği görmek için tıklayın.

  • Ayrıntılı Cevap:

                                                                     Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

          Ahzap 33 hakkında bazı ihtimaller söz konusudur bunları teker teker ele almaya çalışalım.

    1. Ehlibeyt (a.s) zaten pak ve tertemiz iken neden Allah Teala (c.c) böyle bir ayeti nazil etmek istedi?

    Bu sorunuza şöyle bir cevap verilebilir. İsmet ve masumiyet özellikle Şii inançları içinde Usul’i Din erkanından sayıldığı için konu akli yönden ele alınmaktadır. Şia akidesinde bu tür konular (diğer mezheplerden farklı olarak) iki şekilde incelenir. Bunlar: “Akıl ve nakil”. Zira Ehlibeyt ’in pak ve tertemiz olması, sahip oldukları velayet ve ilahi vesayet nedeniyle bu iki yoldan incelenmesi ve ispat edilmesi gerekir.

    Ancak burada öncelik meselenin akli yoldan ele alınması ve ispat edilmesidir. Zira fıkhın ameli yönü hariç dini meselelerin tamamı Ehlibeyt mektebi anlayışında temel olarak akıl süzgecinden geçmeli, ispat edilmeli, beyan edilmeli ve savunulmalıdır.

    Ehlibeyt ‘in pak ve temiz olması konusunu Allah Teala’nın ayeti kerimede beyan etmesi iki anlam taşır.

    Bir: Dine akıl ışığı ile bakıp konuyu bu yönüyle inceleyen ve bir ispata ulaşan kimse için bir teyit ve kutsal metin yoluyla bir onaydır.

    İki: Dine sadece nakil (ayet-hadis) boyutuyla bakan ve dini öyle anlamaya çalışan insanlar için de bir beyan ve hüküm unvanı taşır.

    Bu nedenle Ahzab suresi 33. Ayette beyan edilen ayet ve ayette belirtilen “Allah ancak siz Ehlibeyt ’ten her türlü çirkinliği ve kötülüğü gidermek ister” tabiri, konuyu öncesinde akli yoldan ispat eden ve o inanca ulaşan kimse için bir müeyyidedir; yani teyit ve onaydır.

    1. Ehlibeyt (a.s) madem pak ve tertemizdi, neden Allah Teala bu ayette “sizi tertemiz kılmak ister” buyuruyor? Yani neden “ister” tabirini kullanıyor?

    Burada öncelikle bir konuya açıklık getirmemiz gerekir. Allah Teala’nın sahip olduğu sıfatlardan birisi “İrade” sıfatıdır. Bu da varlık aleminde bulunduğu konum yani yarattığı her şey üzerinde hakimiyet sahibi olması ile ilgili bir durumdur. Allah Teala, alem üzerinde iki türlü irade gösterir. “Tekvini” ve “Teşrii”

    Tekvini ’den maksat, Onun emri ve isteği karşısında hiçbir şeyin hiçbir surette karşı gelemeyeceği ve emrine muhalefet edemeyeceğidir. Yani örneğin “Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir.” Ayetinde Allah tarafından bir emir oluşunca iradesinin mutlaka karşılık bulacağı belirtilir. Burada irade ve murat edilen şey arasında hiçbir vasıta olmadığı gibi, murat edilen şey de mutlaka gerçekleşir.

    Teşrii ’den maksat ise Allah tarafından gelen bir emrin vuku bulup bulmaması, emrin sunulduğu tarafın iradesi ile de alakalıdır. Örneğin “Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namazı kıl”  “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.” gibi özellikle fıkıh ve ahlaki konularda gelen emirler, insanın iradesine sunulur. Burada her ne kadar ilahi irade, bu emirlerin gerçekleşmesi emrini vermiş olsa da bu emirleri yapıp yapmamak insanın tercihine bırakılmıştır. İnsana bunları yaptığı zaman ecir ve ödül verileceği, terk etmesi gereken şeyleri yapması durumunda da ceza verileceği vaat edilmiştir. Zira, Allah Teâlâ insanı irade sahibi bir varlık olarak yaratarak teşrii iradesiyle hidayete ve kemaline ulaşması için insana fırsat vermiştir.

    Bu ayette geçen “Sizleri tertemiz kılmak ister” tabirinde geçen “ister” kelimesi ise, tekvini iradeye işarettir. Yani Allah Teala’nın Ehlibeyti tertemiz kılmak istemesi, irade etmesi ile birlikte zaten gerçekleşmiştir. Yukarıda tekvini iradeyi anlatırken bunu söylemiştik. Tekvini iradede, irade sahibi Allah Teala ile irade edilen yani murat edilen şey arasında hiçbir vasıta yoktur ve bu irade karşısında muhalefet etme veya tersini yerine getirme olanaksızdır.

    Bu anlamda Ahzab suresi 33. Ayette beyan edilen “tertemiz kılmak ister” ifadesi tekvini iradeyi gösterir. Zira ilk olarak ayet “innema (ancak)” kelimesi ile başlamıştır. Bu da ayetin beyan edilen hükmün belli kimselerle münhasır edildiğini gösterir. Yani ayette unvanı geçen “Ehlibeyt” ilahi temizlik ve paklığın mazharı olmuştur.

         Burada ele alınması gereken bir diğer konuda büyük ihtimalle sizin kastettiğiniz konuda bu olabilir. Madem Ehlibeyt tertemiz ve ismet sahibi Allah neden onlar hakkında bu ayeti nazil ederek onların masum ve ismet üzere olduklarını bildirmektedir?

    Merhum Allama Tabatabai’nin de El-mizan tefsirinde ifade ettiği gibi bu ayet ilahi irade ile ricsin (yani her türlü kötülüğün) Ehlibeytten def edildiğini bizlere bildirmektedir. Ayete dikkatlice teveccüh edecek olursanız bu dakik noktaya vakıf olursunuz. Zira ayeti kerimede Allah Teala kötülüğü Ehlibeytten gidermek istediğini (yani irade ettiğini) buyurmaktadır. Onların kötülüğü işlemesini engelleyeceği gibi bir ifade bulunmamaktadır. Her türlü muhtemel kötülük onların sahip oldukları iman ve manevi makam hasebince onların muhatabı dahi olmayacaktır. Bu onların iradelerinin selbi (yani geçersiz kılınması) anlamında değildir. Aksine tekamül ettikleri manevi seyirlerinde ricsle(yani her türlü kötülükle) bir imtihan söz konusu değildir. Bu ilahi iradeyle hikmet üzere bertaraf edilmiş bir durumdur. Her varlık muhatabı olduğu nimetler doğrultusunda imtihan edilmektedir. Bu konuda İmam Zeynel Abidin (a.s) hadisinin yol gösterici olacağı kanısındayım İmam Zeynel Abidin (a.s)’a ashaptan birisi İmamların neden günah işlemediğini hatta günahın fikrini dahi aklına getirmediğini soruduğunda imam şöyle cevap veriyor: “Sen hiç dışkını yiyebilir misin hatta onu yemeyi düşünür müsün?”  Soruyu soran cevap verdi: “hayır” İmam şöyle buyurdu: işte günah da bizim için böyledir.”

     Ricsin (her türlü kötülüğün) Ehlibeyt için hiçbir nefsani yönü yoktur ki onlar ona duçar olsun ona meyletsinler. Bu onların liyakatleriyle sahip oldukları bir haslettir. Ayette geniş zaman kullanılması bu durumun onlar için geçmiş ve gelecek için geçerliliği olduğunu gösterir.

    Fakat burada şöyle bir soru da zihne gelebilir. Allah Teala sadece belli bir zümreyi mi temiz kılmak ve onları her türlü çirkinlik ve kötülükten uzak tutmak istiyor?

    Bu sorunun cevabı yine başka bir ayette şöyle beyan edilir: “Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.”

    Burada ise Allah Teala, tüm insanlığa ve kendine teslim olan Müslümanlara onları temizlemek ve nimetini onlara tamamlamak istediğini belirtir. Anlaşılan o ki, Allah Teala aslında tüm insanlığı ve özelde Ona iman edip Müslüman olan kimseleri, onları bir zorluğa duçar etmeden temizlemek ve arındırmak istediğini açıkça beyan etmektedir. Buradaki irade ise Teşrii iradedir.

    Ahzab suresi 33. Ayetiyle bu ayeti karşılaştırdığımız zaman, Ahzab 33ün bu ayetten bir farkı olduğu hemen göze çarpar. Çünkü her iki ayette de Allah’ın temizlemek ve arındırmak iradesi birbirinden farklı şekilde beyan ediliyor. Bir ayette “ehlibeyt” ile münhasır edilirken diğer ayette “tüm Müslümanlar” ifade edilir.

    Allah Teala zaten tüm Müslümanları tertemiz kılmak ve onlara nimetini tamamlamak istiyorsa neden Ahzab suresinde belli kimseleri kast ederek ayrıca onları temizlemek istediğini ve hür türlü çirkinlikten uzak tutmak istediğini söyler ki? Yine, her iki ayette beyan edilen “istemek-irade etmek” her iki ayette de tekvini midir yoksa teşrii mi? Yoksa bir ayette tekvini diğerinde ise teşrii midir?

    Ahzap 33’te var olan irade Ehlibeytin münhasır edilmesi hasebiyle tekvini Maide 6 da bütün Müslümanların kastedilmesi hasebiyle teşriidir.

    Elde edilen veri ve ilahi iradenin nasıl şekillendiği göz önüne alınırsa ve ayrıca bu konuda nakledilen hadisler ve ayetlerin tefsirine değinen müfessirlerin bu hadisler ışığında vardıkları sonuçlar incelenirse şu neticeler alınır.

    1. Her iki ayette kullanılan “ister-irade eder” tabirleri anlam olarak birbirine benzese de aslında iki farklı iradeyi ortaya koyar.
    2. Ahzab 33’te geçen “ister” kelimesi Tekvini iradeye işaret ederken Maide 6 da geçen “ister” kelimesi teşrii iradeye işaret eder.
    3. Bu konuda hem Ehli Sünnet hem de Şii kaynaklardan nakledilen hadislere dayanarak Ehlibeyt ’in kimler olduğunun belirlenmesinin yanı sıra ayette belirtilen “ister” ifadesinin onların ismet ve masumiyetine işaret ettiğini gösterir.
    4. Ayette “Ehlibeyt” kelimesi ile münhasır edilen ve tekvini iradeyle beyan edilen mesele, insanların bilmesi, ayrıca Kuran’a uyan ve onu önder ve kılavuz olarak kabul edilen Müslümanların kimlere uyması ve tabi olmasının belli edilmesi için Allah Teala tarafından bu şekilde açıklanmıştır.

    Allah daha iyi bilendir.

     

    Vesselam…             

    Yasin suresi, 82

    İsra suresi, 78

    Bakara suresi, 43

    Maide suresi, 6

0
0
0
s2smodern

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile