Günün Ayet ve Hadisi

  • Hazreti Fatıma (s.a): "Ey Ebu'l-Hasan! Senin karşılayamayacağın şeyi senden istemekten Allah'a haya ederim."

0
0
0
s2smodern
  • Soru: İçeriği görmek için tıklayın.

  • Kısa Cevap:

    Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

    Değerli okurumuz!

    Allah Resulü (s.a.a), Allah Teala'nın: "İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah'a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever."  (Âli-İmran suresi, 159) ayeti emri ile ashabıyla bazı konularda istişare ederdi.

  • Ayrıntılı Cevap:

    İstişare, günlük hayatımızda yapacağımız işler için temel önem arz eden konulardan biridir. Bu konu taşıdığı ehemmiyet nedeniyle İslam dini içinde de önemli bir yere sahiptir.

    Kutsal İslam dini, bu işin gerekliliği konusunda oldukça ciddi davranmış ve Kuranı Kerim'de de bu konuya yönelik açık ve sarih bir ayet zikredilmiştir. İmam Rıza (a.s), şöyle buyurmaktadır: "Allah Resulü, işlerinde ashabıyla istişare eder ve sonra kendi aldığı kararıyla o işe girişirdi." (Vesailu'ş-Şia: c. 12, s. 44)

    Burada üzerinde durulması gereken birkaç nokta vardır:

    1- Allah Resulü (s.a.a), her ne kadar gaybi bir ilme sahip olsa ve Allah Teala tarafından desteklense de zahiri etkenleri, ortamı ve diğer insanların görüşlerini de alır ve ona göre hareket ederdi.

    2- Allah Resulü (s.a.a), bu hareketi ile ideal bir teşkilatlanmanın bir örneğini de gözler önüne sermiştir. Zira, yapılacak işlerde (değeri ne olursa olsun) beraberindeki insanların görüşlerini almak, onları dinlemek ve görüşlerine saygı duymak hem bir liderin büyüklük ve azametini gösterir, hem de alınan kararın sağlıklı olmasını sağlar.

    3- Yapılacak istişarede kişilerin tecrübeleri, bilgisi, düşüncesi gelişir ve içinde bulunduğu teşkilatın da sağlam kalmasına ve doğru kararlar üzerine hareket etmesine vesile olur.

    4- Allah Resulü (s.a.a), bu dinin kurucusu ve Allah tarafından tayin edilen bir lider olmasından ötürü istişarelerden sonra yine de kararı kendisi alırdı. Buradan da şu anlaşılıyor ki karar alma mekanizması yapılacak işlerde haizi ehemmiyettir. Çünkü özellikle dini anlamda onun korunması, gelişmesi, duyurulması, içeriğinin açıklanması, propagandası ve kısacası dinin her alanda hakim kılınması hususunda yapılacak iş ve eylemler tam anlamıyla doğru ve ideal olmak zorundadır. Eksik veya yanlış kararlar, atılacak adımları etkileyeceği gibi doğuracağı sonuçlarla da dine ve hakim kılınmak istenen düzene zarar verir. Bu da, kemale ermiş din olan İslam için düşünülemez. 

    5- Burada Allah Tealanın üç adımdan oluşan bir yolu görünmektedir: a- İstişare b- Karar alma c- Azmetme ve istikamet gösterme

    Yukarıda zikrettiğimiz noktalara binaen şu birkaç örneği de sizinle paylaşıyoruz:

    A- Bedir savaşında İslam ordusu bölgede bulunan kuyuların arka tarafına karargah kurmuştu. Habbab İbn Munzir adlı sahabe, Peygamberin yanına gelerek şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü (s.a.a), karargahı bu şekil kurman vahiy miydi yoksa senin kararın mı?" Allah Resulü (s.a.a): "Benim kararımdı." cevabını buyurdu. Habbab: "Bence kuyuları arkamıza alalım. Eğer olur da geri çekilirsek kuyulardan faydalanmış oluruz" dedi. Peygamber (s.a.a), Habbab'ın görüşünü benimsedi ve karargahı kuyuların ön tarafına kurdu. (İbn. Hişam, Es-Siretu'n Nebeviye: c. 1, s. 620)

    B- "Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (Mücadele suresi, 12) ayeti nazil olduğunda Allah Resulü (s.a.a), sadakanın miktarı hususunda Hz. Ali (a.s) ile istişare etmiş ve bir rakam belirlemişlerdir. (Şevahidu't-Tenzil li-Kavaidi't-Tafzil: c. 2, s. 315)

    C- Uhud savaşında yapılan istişare sonucu, Medine'nin dışında savaşmaya ve bir meydan muharebesi yapılmaya karar verildi. (Tabersi, İlamu'l-Vera: c. 1, s. 176)

    D- Bir diğer savaş olan Hendek savaşında Allah Resulü (s.a.a), Fars beldesinden olan sahabesi Selmanı Farsi'nin önerisi üzere şehrin bazı bölgelerine hendek kazdırmış ve şehir için bir savunma hattı oluşturulmuştur. (Et-Tabakatu'l Kübra: İbn Sad Haşimi, c. 2, s. 51)

    ehlibeytsoru.com

0
0
0
s2smodern

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile